Arabam Kaçak Mı?

Gümrük Bakanlığı, dönem dönem yurtdışı araştırma yaparak geçmişte ithalatı yapılmış eşyanın (bu arada arabaların) yurtiçine girişine esas evraklar üzerinde araştırma ve inceleme/denetim yapmaktadır. Bu inceleme ve denetimler çerçevesinde araçların menşe’i ülke makamları nezdinde de bir takım araştırmalar yapmaktadır. Yapılan çalışmaların çoğunda distribütörlerin de sabotesi sonucu, ithalatçılara olan güvenin sarsılması ve ithalatçıların pastadan aldıkları payın düşürülmesine yönelik işlemler yapılmaktadır. Aynı konuda distribütör soruşturmaya girdiğinde konu uzlaşma masasında çözümlenirken, ithalatçılarla ilgili bir soruşturmada mutlaka (şikayetçi sıfatıyla da olsa) müşterilerin ifadesine başvurma yoluna gidilmektedir. Bu durum da müşterileri inanılmaz derecede rahatsız etmektedir. Bu işlemlerin en temel sebebi distribütörlerin örgütlü olarak kollektif hareket etmeleri ile güç birliği yapmalarından; ithalatçıların ise bireysel hareket etmelerinden kaynaklanmaktadır. Özellikle 2011 yılında distribütörler eliyle ülkemize getirilen araç sayısı (lüks segmentte) yaklaşık 10.000’dir. Aynı dönemde distribütörler eliyle satılan (lüks segmentteki) araçların sayısı 7.000’lerde kalmıştır. Ancak distribütörler birlikte hareket ettiklerinden masanın diğer tarafındaki kişi 7 bin araç ithal eden ve satış pazarlama ağında (toplamda örneğin 2 bin kişi istihdam eden) şirketleri temsilen otururken, aynı şikayet için ya da aynı konuda diğer ithalatçıların sorunları için masaya oturan kişi genellikle 5-6 kişinin çalıştığı ve toplamda 150-200 araç ithal eden bir işletmenin sahibi sıfatıyla bulunmaktadır. Bu nedenle örneğin ithalatçılar (en üst düzeyde) genel müdür seviyesinde görüşmeler yapabiliyorken distribütörler bakan/başbakan düzeyinde görüşmeler yapabilmektedir.

Kısacası otomobil pazarı çok büyük bir pazardır, çok büyük karların döndüğü bir pazardır. Bu nedenle en büyükler kendi pazar payını daralttığını düşündükleri ithalatçılara yaşam şansı vermek istememektedirler. Buradaki sorunların en temel kaynağı budur.

Bu arada bütün ithalatçılar masumdur, bütün ithalatçılar iyi niyetlidir, bütün ithalatçılar dürüst çalışmaktadır, tarzında genellemeler nasıl yanlışsa bütün ithalatçılar sahtekârdır, bütün ithalatçılar yanlış insanlardır, tarzındaki genellemeler de yanlış ve hatalıdır. Her sektörde her meslek grubunda olduğu gibi ithalat sektöründe de iyiler ve kötüler; dürüstler ve dürüst olmayanlar vardır. Bu açıdan değerlendirildiğinde araç alıcısının bir takım hususlara dikkat etmesi durumunda zarara uğramasının önüne geçilebilir. (Bkz. İTHAL ARAÇ ALIRKEN NELERE DİKKAT ETMELİYİM?).

Bu ön bilgiden sonra yazımızın başlığına geçelim. Arabam kaçak mı sorusunun cevabı her araç ve her dosya için değişmekle birlikte 2013 yılında Gümrük Bakanlığı tarafından incelemeye alınan 10.136 aracın kahir ekseriyetini teşkil eden (en azından %90’lık) kısmı için ‘‘kaçak araç’’  tabiri ve tanımlaması yanlıştır. Bu araçların hiçbirisi sınırdan içeriye mancınıkla atılmadı, hiçbirisi tünellerden yurda girmedi. Hiç birisi tırda yüklü eşyalar arasına gizlenmek suretiyle ülkemize gelmedi. Bu arabaların tamamı resmii yollardan ülkemize gelen, gümrük sahasına giren, gümrük sahasında kanun ve yönetmeliklerde öngörülen bütün inceleme ve denetimlere giren, bu inceleme ve denetimlerden olumlu rapor alarak çıkan araçlardır. Gümrük sahasında araçlar üzerinde hem evrak bazında inceleme ve araştırma yapılmakta; hem de fiziki inceleme ve araştırmalar yapılmaktadır. Bu kapsamda araçların faturaları faturaların dayanakları, COC (üretim belgesi), araçların Avrupa’dan Türkiye’ye dolaşım iznini ifade eden ATR belgesi, üzerinde inceleme ve araştırmalar yapılmaktadır. Ayrıca araçlar, TSE Mühendisleri tarafından fiziki muayeneye tabi tutulmakta, araçların ‘‘sıfır’’ olup olmadığı; yurtiçinde dolaşım serbestisi açısından Türkiye’deki standartlara uygun olup olmadığı incelenip değerlendirilmektedir. Bu incelemelerin tamamından olumlu rapor alamayan araçların yurtiçinde dolaşımına müsaade edilmemektedir. Araçta bir eksiklik varsa bu eksiklik (problemin niteliğine göre) ya araç gümrük sahasındayken müsadere edilmekte, Gümrük İdaresi’nce el konulmakta ve satılarak geliri irat kaydedilmekte; yahut araç menşe ülkeye iade edilmekte yeniden ihraç edilerek yurtiçinde dolaşımına müsaade edilmemektedir.

Yukarıdaki tanımlamanın ve açıklamanın (mefhumu muhalifi) tersi ifadeyle; yurtiçinde dolaşımına müsaade edilen, tescili yapılan, satışı mümkün olan araçlar; Gümrük Bakanlığı tarafından her türlü inceleme ve denetimi yapılmış olan ve yurtiçinde dolaşımına izin verilmiş (devletin kefaletindeki) araçlardır. Kısacası, devletin ilgili makamları yaptığı denetim sonucu aracın ithalatına izin vermişse, bu araçları tescil etmişse sonradan araçta (geçmişe dönük olarak ya da denetimdeki eksikliklerden kaynaklanan) hiçbir ithamda bulunamazlar ve bu ithamlar sebebiyle müşteriyi (tüketiciyi) rahatsız edemezler. Bu, hukuk güvenliği ilkesinin vazgeçilmez bir gerekliliğidir. Hukuk devleti, incelemek ve denetlemekle yükümlü olduğu bir hususu (bir şekilde) eksik incelemesi veya gözden kaçırması sebebiyle vatandaşını mağdur edemez. Ede-me-me-li-dir!

Post by Nuri Doğan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir