Sicile Güven İlkesi Nedir, Sicil Kayıtlarına Devletin Noterine Güvenilerek Alınan Araçta Hangi Konuları Araştırma Yükümlülüğümüz Vardır?

Eyl 26, 2015

dogannuri

Genel

0

Türkiye Cumhuriyeti devleti, anayasal bir hukuk devletidir. Kişilerin mülkiyet hakkı anayasal teminat altındadır. Yani, kişilerin bir malı (eşyayı) edinimleri ve bu eşya üzerindeki mülkiyet hakkının muhafazası devletin sorumluluğu ve güvencesindedir.

Ülkemizde bir eşyanın hangi koşullarda nasıl kazanılacağını; eşya üzerindeki mülkiyet hakkının hangi koşullarda ispatlanabileceğini ve bu hakkın kazanılması sırasında ne gibi şekil şartlarına tabi olduğunu düzenleyen temel kanun Türk Medeni Kanunu’dur.

Türk Medeni Kanunu’nun bu konuları düzenleyen hükümleri Eşya Hukuku’na ilişkin hükümleridir.

Türk Eşya Hukuku’na göre, eşyalar (mallar) mülkiyet hakkının ispatı açısından ikiye ayrılırlar: Birinci bölüm tescile tabi eşyalar, ikinci bölüm tescile tabi olmayan eşyalardır. Tescile tabi olmayan eşyalarla ilgili mülkiyet ispatının temeli ‘‘zilyetlik’’tir. Yani, tescile tabi olmayan bir eşya (örneğin masa, sandalye, gözlük, kitap vb.) kimin elinde (veya hâkimiyet alanındaysa) ona aittir. Zilyetlik, mülkiyetin ispatı için karinedir. Tescile tabi eşyalarda ise mülkiyet, ilgili sicilde eşya kimin adına kayıtlı görünüyorsa ona aittir. Tescile tabi eşyalar sınırlı olarak sayılmış olan eşyalardır ve bu eşyalar için bir sicil tutulur. Mülkiyet sahipleri ilgili sicillere kaydedilir. Örneğin gayrimenkul mülkiyeti için tapu sicili; otomobil ve trafikte seyreden diğer araçlar için trafik sicili; gemiler için gemi sicili maliklerin kaydının bulunduğu sicillerdir. Sicil kayıtları devletin koruma ve güvencesinde olduğundan, sicil kayıtlarındaki hatalar sebebiyle doğacak zararlar açısından devletin ‘‘kusursuz sorumluluk’’ ilkesine göre sorumluluğu vardır. Yani sicil kayıtlarına bakarak ve sicil kayıtlarına güvenerek mal edinen bir kişi; sicil kayıtlarındaki eksiklik veya yanlışlık sebebiyle mağdur olmuşsa ‘‘devlet kusursuz bile olsa sorumludur.’’ Başka bir deyişle devlet, sicil kayıtlarındaki hatalar sebebiyle zararının giderilmesini talep eden vatandaşına kusursuzluğunu ileri sü-re-mez. Mahkemeye müracaat durumunda üç hususa bakılır:  Bir mağduriyet var mıdır, mağdur sicile güvendiği ve sicil kayıtlarına güvenerek alım yapmasına rağmen mi mağduriyet oluşmuştur, mağduriyetin giderilmesi için ne yapılmalıdır? Mağduriyet varsa –ki araçlardaki tedbirler, el koyma ve müsadere talepleri, mülkiyetin kamuya geçirilmesi kararlarının hepsi mağduriyetler doğurmaktadır. Mağdur, sicil kayıtlarına güvenerek alım yapmıştır. Zira hiç kimse tescili kendi adına yapılamayan bir arabayı satın almaz. Bu da sicile güvenilerek alım yapıldığını gösterir. Son husus ise, mağduriyetin giderilmesi için ne yapılmalıdır, sorusuna cevap aramaktır. Bu durumda araç müsadere edilmiş ya da mülkiyeti kamuya geçirilmişse araç bedeli kadar tazminat; aracın kaydına ihtiyati tedbir konulmuşsa bu tedbir sebebiyle meydana gelen maddi ve manevi zararların tazminen giderilmesi yoluna gidilecektir.

Sözün özü, sicil kayıtlarına güvenilerek alınan bir araç (ya da tescile tabi bir eşyada) devletin tartışmasız sorumluluğu vardır, bu sorumluluk nedeniyle oluşan zararları devletin tazmin etmesi gerekecektir.

Post by Nuri Doğan

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir